italiano
Fatih Mika  
 
Güncel
  Ahlat Ağacı
  calò
  aşkı
  Yeşil tüylü bir şahin
  Siriuslular
  Küpeler
  anılar silinmiyor
  Cara Pippa
  Mektup
  İtalya &Türkiye
  nar
  Yıl sonu sergisi
  öpmek
  Gravür Sergisi
  otlar
  Bonsai
  Kaktüs
  Gravür Üzerine
  Tebessüm
  Basın Bülteni
  bahane olmalı
  yolculuk
  Mimar Sinan
  şehrine dokundum
  Giorgio Pirrotta
  Calcografia Nazionale
  Romolo Bulla
  Med-Cezir
  bugün bahar
  kuş sesleri
  Incontro con L'artista
  sonbahar
  Serçeler
  Değer
  boğaziçinde
  Deli Sanat
  KUMLU BEGONYA
  ORIGAMI ROSE
  ESPRESSIONI PITTORICHE
  Aşk-Meşk
  napoliden geçerken
  Sergi
  İrfan Baba
  İzler
  Geçmişten Geleceğe
  86/86 Cumhuriyet Sergisi
  TÜYAP 19. Sanat Fuarı ARTİST
  TÜYAP 19. Sanat Fuarı ARTİST
  Çapari
  gecenin dalı yok
  SPOOKYMAN
  Ischia Adası II
  yasakmeyve
  Gravür Sergisi
  Melda Akansel ile Söyleşi
  Sergi
  Erkekler
  S.Faik Öyküleri ve F.Mika
  Özgün Tanglay ile Söyleşi
  Beklemenin Tadı
  Kes Yapıştır
  Her Tuttuğu Altın Olmuş
  Arte Tre
  Ben Çingene Olmak İstiyorum
  TÜYAP Sanat Fuarı 2008
  Sanatta Raslantının Denetimi
  14.Petit Format De Papier
  Sinou
  Yirmi Yıl Önce
  Antico Caffe Greco
  Dirsek Teması
  Kara Sapan II
  Cara Pippa
  Yaşamak Galeri Soyut Ankara
  Fatih Mika nın Güvercinleri
  İki Kaptan
  Kaptan Amca
  Federico nun Doğum Günü
  San Valentino
  Duman
  Mara
  Söz
  Ondan Bundan
  Kar Tanesi
  Fatbarla*
  Bisiklet 2
  Pomezia Sergisi
  Bisiklet 1
  28 Ekim - Saatler
  Gökhan
  Roma ya Başlamak
  TUYAP 2007
  Yaşamak
  Bahçem
  L. da Vinci Havaalanı
  Fink Fink II
  Fink Fink I
  Roma Geceleri
  Tombouktou Gölü IV
  Çiçekler
  Kara Sapan
  Tombouktou Gölü III
  İschia Adası
  Ergenlik Çağı
  Güvercin
  Minoo
  Tombouktou Gölü II
  Tombouktou Gölü I
  Albrecht Dürer Sergisi
  Carte D'Oriente
  Latina Konservatuarında
  Bugün 8 Mart Ya
  Aziz
  8 Mart ve Mimozalar
  Bir Gravürcünün Atölyesi
 
 
Mart
04
2010
Deli Sanat

 

 

Ne zaman pazara gitsem kırmızı domateslerin, yeşil marulların, sarı kavunların, alacalı karpuzların arasında sanatı da düşünürüm. Bir sanatçı duyarlılğı ile düzenlemiş tezgahlar, bana içinde yaşadığımız dünyanın sırlarını da fısıldarlar. Toprağa düşmeden önce tohum, sonra topraktaki incecik fide halleri, birgün soframıza sebze ve meyvalar halinde gelmelerine kadar süren  maceralarının sırlarıdır bunlar.

Elbette “bir zamanların” meyvalarına, sebzelerine benzemeyen bu ürünler iyi ve kötü yanları ile çağımızı ve onun sırlarını yansıtıyorlar. Tıpkı, bir zamanların sanatına benzemeyen günümüz sanatı gibi.

Bilimsel araştırmaların sonuçları; yediklerimizi, içtiklerimizi, yaşam biçimimizi etkiliyorlar. Daha henüz neyin ne olduğunu anlayamadan, çoğu zaman nereden nasıl geldiklerini tartışma fırsatı bile bulamadan, onlarsız yaşayamaz hale geliyoruz. Tıpkı sanatta olduğu gibi.

RAI TRE’nin “Report” adlı araştırmacı TV gazeteciliği yapan programında “süt” konusunu ele almışlardı. Ekranda fabrika havasında bir çiftlik, ön planda bilimin son harikası, memeleri bidon gibi kocaman alacalı sağmal inekler. Gazeteci, çiftliğin sahipleri süt üreticisi karı-koca ile konuşuyor:

-       Bu inekler günde ortalam 64 litre süt veriyorlar. Günümüz teknolojisi bu hayvanları bu iş için yarattı. Bu ineklerin sorunu, bu süt verme sürelerinin, yani kariyerlerinin sadece iki yıl sürmesi. Bu iki yıllık ağır üretimden, bu üretim sırasında bünyelerine aldıkları ilaçlar yüzünden iki yıl sonra zaten hamile bile kalamıyorlar, böylece bir mezbahada kariyerlerine son veriliyor. Ama başka türlü bir üretim ile piyasada rekabet etme şansımız yok. Daha önce ineklerin memelerine makinaları takmak için işçi çalıştırıyorduk. Şimdi yeni makinalar aldık, inekleri insan eli değmeden bu makinalar sağıyorlar. Böylece işçilerden, sendikal sorunlardan da kurtulmuş olduk.

Daha sonra içine sütü paketleyen firmanın esansı (bu süt ile büyüyen çocuklar kokusu değişik olan başka bir sütü içemesinler diye) da katılarak bu sütler soframıza geliyorlar. Süt ile yapılan bütün ürünlere bu ilaçlar, kimyasallar karışıyor.

Bir yakınım beni arıyor. “Udine’de ki bir firmadan makinalar satın almak istiyoruz, bir araştırır mısın?” diyor. Makinalar, su içinde üretilen bitkileri biçmek için yapılmışlar. Su içinde büyüyen bitkiler deyince aklınıza sakın yosun türü şeyler gelmesin. Artık toprağa değmeden sadece suların içinde yetişen ürünler; maydonoz, nane, dere otu, roka, tere.

Meyveleri de daha olgunlaşmadan depolara koyuyorlar. Meyvalar nakliye için, içinde ısıtma sistemleri olan TIR-lara konuyor. TIR-ların ısıtma sistemleri gidecekleri mesafeye göre ayarlanarak meyvalar yollarda olgunlaştırılıyorlar. Birçok meyvanın, çocukluğumuzun meyvalarına benzememelerinin nedeni bu.

Elbette sanatı bu ilişkilerin dışında tutmak olanaksız. Deli tablolar, deli danalar gibi başlarını sallamasalar da, bu deli sanat eserlerinin aramızda olmadığının kanıtı değil. Tam tersi, günümüzün belirleyici sanatı bu.

Aslında bu konuyu, tek tek sanatçıları ve onların sanat öyküleri ile birlikte anlatmak gerekir. Burjuvazimizin, politik yaşamımızın, demokrasimizin öyküsü ve Dünya ile ilişkileriyle  birlikte ve iç içe.

İşte, çoğu zaman, küçücük çocuğunuzun yaptığı bir resim, bir “Usta”nınkinden daha samimi, içten ve sağlıklıdır. Tıpkı bahçede yetiştirdiğiniz iki kök domatesin, marketten aldıklarınızdan daha lezzetli, daha sağlıklı olması gibi.

 

Fatih Mika