italiano
Fatih Mika  
 
Gravürler
  Sait Faik e Saygı Dizisi
  Surlar
  Ossi di Seppia
  Güvercinler
  İlhan Berk
  Ben de Oradaydım
  Genel
  Hesaplaşma Dizisi
  Kanlı Nigar
  Semazenler
  Domine Quo Vadis
  Laleler
  Saygı Dizisi
  Bir Varmış Bir Yokmuş
  MISIRKALYONİĞİNE
 
 
MISIRKALYONİĞİNE

 

Bugün Bodrum'a İlhan Berk'i görmeye geldim. İlk defa yüzyüze karşılaşıyoruz. Bana çok dostça davrandı. beni sevdiğini söyledi ve güzel sohbetler yaptık.

Beğendiği bir gravürümü hediye ettim. O da desenlerinden birini bana seçtirdi ve hediye etti. Küçük, saf, ama çok erotik olduğuna inandığım bir deseni aldım.

İlk defa bir insanın gravürümü tek eli ile kaldırıp bakarken kağıdı kırmasına kızamadım. Sanırım O'nunla olduğum zaman içinde formalitelere yer yoktu ve " bir mağara ressamından" kurallar istenemez ve beklenemezdi. O'nun resimleri ve desenleri, sanırım bu nedenle güzel ve anlamlılar.

Bu kitabı ( Eşik) bana hediye etti. Ve MISIRKALYONİĞİNE başlığı altında topladığı şiirlerinin taslaklarının fotokopilerini bu şiirler için yapacağım gravürlerde kullanmam için bana verdi.

Herşey için çok teşekkür ederim İlhan Berk.

Fatih Mika   6 Mayıs 2002 Bodrum

 

İlhan Berk, WANG Bi'nin (226-249) metnini  MISIRKALYONİĞİNE'nin önsözüne koymuş. Ben de olduğu gibi aşağıya koyuyorum.

"İmgeler anlamı sözcükler imgeyi anlatır. Bir anlamı gün ışığına çıkarmak için imgelerden daha iyi bir yol olamaz. Sözcükler, imgelerin yöresinde toplanmalıdır, o zaman imgeleri kurabilmek için doğru sözcükler  meydana çıkar. İmgeler anlamın yöresinde toplanmalıdır, o zaman anlamın kurulması için doğru imgeler meydana çıkar. Anlam imgelerle aydınlanır, aynı şekilde imgeler sözcüklerle. Şuraya varıyoruz: imgeleri aydınlığa çıkarmak için konuşan imgelere uzanır, bunun sonucu olarak ta sözcükleri unutur. Bir tavşan izini izleyene benzer bu; tavşanı yakalayınca, izi unutur. Ya da ağla balık avlayan birine; balığı yakalayınca ağı unutur. Demek ki sözcükler imgelerin sesli izleridir, imgeler anlatımların gözle görülen ağlarıdır. İmgeler bir anlatımdan çıkar, ama insan kendini imgelerin akınına bırakırsa, bunlar doğru imgeler olamaz. Aynı şekilde, sözcükler imgelerden doğar, ama bir insan kendisini sözcüklerin akınına bırakırsa bunlar doğru sözcükler olmaz. Böylece anlam ancak imgeler unutulunca yakalanabilir, yine ancak sözcükler unutulunca imgeler yakalanabilir. anlamın anlaşılması, imgelerin kıyılması koşuluna bağlı, imgelerin anlaşılması da sözcüklerin kıyılması koşuluna."

 

 

 

 

 

Sevgili Fatih,                                                                       23 Eylül 2002 İstanbul

 

Elektronik postayla gönderdiğin gravür fotoğraflarını ve mektubunu dün üniversitede aldım. Fotoğrafları o sırada tesadüfen odada bulunan Ferda Keskin ve Stephen Voss’a gösterdim. Hepimiz çok beğendik.

 

Bu mektubu sana yazmadan İlhan’ın Mısırkalyoniğine’sini bir kez daha okudum. İlk baskısından (1962) buyana bu kitapcığın bu denli diri kalmasının bir nedeni bence yazı ve sözcüklerle imgeler arasında kurduğu yalın ilişki olmalı. Şiir yazıyı çizi haline getirmiş ve sözcükler kendi görüntülerine dönmüşler. En başta yeni-taocu Wang Bi’den yaptığı alıntı, üzerinde uzun uzun tartışılması gereken imbilimsel ve felsefi bir içerik taşıyor. İlhan ise orada söylenenleri bir yerinden şiir olarak gerçekleştirmiş.

 

Bu kitapcığın yeniden okuyuşta verdiği mutluluğa senin ondan yola çıkan

gravürlerinin verdiği mutluluk eklendi. Yaptığın şey, resimleme, gravür diline

dökme değil bence, fakat görselleştirme. İlhan’ın bazan birarada yazarak

imgeleştirdiği sözcükleri sen bir kez de gravürün olanaklarıyla imge olarak göz önüne seriyorsun : özgün hiyeroglifler biçiminde. Bunu yapmakta da haklısın: çünkü hiyeroglifler hem bir fonogram, hem de logogram ( şema) olmak özelliğini taşıyan, yeryüzündeki başlıca yazılardan biri. Mısırlıların binlerce yıl öncesinde kazıdıklarını sen yeniden ve çok değişik bir anlatımla yeniden kazımışsın. Ama bu kazımayla ilk kez anlıyoruz ki İlhan Berk’in Mısırkalyoniğine’si bir çeşit hiyerogliftir. Aynı nedenle zaman zaman doğrudan doğruya onun kaligrafisini kullanıyorsun yada sözcüklerini hiyerogliflere çeviriyorsun. Örnegin “ İHTİYARİNTİHARIRMAK” ı iyerogliflerle yazıyor ve görsel bir kompozisyona tamamlıyorsun ( ve birkaç yıldır hiyerogliflerle uğraştığım için de beni zayıf tarafımdan yakalıyorsun).

 

Sakın, İlhan Berk ve hiyerogliflerle kafam dolu olarak, senin sanat olarak yaptığın şeyi gözden kaçırdığımı sanma. Yapıtların beni estetik olarak çok etkiledi. Aldığım uyarıyı belki şöyle anlatabilirim : çalışmalarındaki görselleştirme süreci içinde, senin imgelerin sözcükle (yazıyla, yani hiyeroglifle) ilişkisini koruyarak aynı zamanda bağmsızlaşıyor. Bu ağımsızlığı içinde -bir çiçek dalı, gökyüzü, hatta tam da mısırlı kadın olarak- yeni bir anlatım kazanıyor. Hani Wang Bi, imgeyi yakalamak için bizi ona vardıran sözcükleri unutmak gerekli, diyordu ya, bence sen zaman zaman bu unutmanın kendisini anlatıyorsun, yani sözcüklerle imgeler arasındaki gerilimi yeni bir imge ile veriyorsun.

 

Mektubum belki de gereksiz uzamaya başladı. Yakında görüşüp yüzyüze devam etmek üzere burada kesiyorum.

 

Sevgi ve selamlar !

                                                                                                                 Önay Sözer